MUSTAFA OLPAK, YAZDIĞI KİTAPTA BİR GERÇEĞİ AYDINLATIYOR

20 Ara 2005 Ekleyen: Afro Turk

“Ninem ve dedem bir köle olarak satıldı”
Mustafa Olpak, Osmanlı İmparatorluğu döneminde Kenya’dan köle olarak getirilen atalarının anılarını yazdığı kitabında karanlıkta kalmış bir döneme de ışık tutuyor…

Anneannesi Kenya’dan getirilen bir ailenin bireyi olan Mustafa Olpak, çocuk yaştayken bir zenci olan dedesine ve ninesine sorduğu soruların cevapları belleğinin bir köşesinde biriktirerek yıllar sonra atalarının özgeçmişini bir kitap haline getirdi, tıpkı “Kökler”in yazarı Alex Hailey gibi…
Siyah insanlarda yazılı anlatım geleneği olmadığını belirten Olpak, “Atalarımın Kenya’da sözlü anlatım gelenekleri varmış. Kendi örf ve adetlerini nesilden nesile anlatarak bugüne kadar iletmişler. Hala siyahların yazılı anlatım gelenekleri yoktur. Burada asimile olduğumuz için Ben de atalarımın mirasının yok olup gitmesinden korktum ve bunları yazıya aktararak çocuklarıma miras bırakmak istedim” diyor.

GERÇEKLERİ YAZDIM
- Neden böyle bir kitap yazmak istediniz, söylenmeyeni söylemeye nasıl karar verdiniz?
- Aslında çok ilginç, bu kitabı yazmak yıllar önce ailem tarafından bana verilmiş bir görev. Böyle dendiğinde biraz tuhaf oluyor ama aslında herhangi bir tuhaflık yok. Siyah insanlarda hesap kesimini 3. kuşak yapıyor. Çünkü birinci kuşak olayları yaşıyor, herhangi bir şeyi yazması düşünülemez. İkinci kuşak yani annemler siyah olduğunu, zenci olduğunu reddediyordu. Utandıkları için içgüdüsel bir savunmaya geçmişler. Siyah olduklarını reddedip özellikle Arap olduğuna kendini inandırmak istiyorlardı. Üçüncü kuşak olan bizler ve tüm dünyadaki siyah üçüncü kuşaklar farklı düşünüp, neler olduğunu öğrenmek isteyen kuşağız. Bu yüzden geriye dönerek atalarımızın özgeçmişini araştırıyoruz.
- Televizyonda bir dönem Alex Hayley’in yazdığı “Kökler” dizisi vardı. Onunla bir bezerliğimiz var mı?
Tüm dünyada izlenme rekoru kıran “Kökler” dizisinin yazarı da üçüncü kuşaktır. Ben de atalarımın bu görevi bana verdiğine inanıyorum. Bu yüzden dokuz kardeşin içinden ben dedeme ve nineme sorular sormuşum. Bu yüzden onlar da 9 kişiden sadece bana ne olup ne bittiğini anlatmışlardır. Annem ölmeden önce sadece ve sadece ailede bana konuşmuştur. Bunları alt alta sıraladığımda atalarımın bana verdiği bir görev olduğuna inanıyorum. Bunun bir misyon olduğunu düşünüyorum. Bu misyonun içinde, bir dernek kurmak var. Bu derneği de en kısa zamanda kurmak istiyorum. Mail adresim mustafa-olpak@mynet.com. Tüm siyahlardan bu konda destek istiyorum.İLK DURAK GİRİT
- Nedir ailenizin öyküsü biraz anlatır mısınız?
- Kenya’da Köle kıyısı denen yerde yaşayan herkes ile birlikte benim ailem de Köle tacirleri tarafından kaçırılmış ve gemilere bindirilerek Girit Adası’na getirilmiş. Girit Adası’na getirilen ailem burada çırılçıplak soyulup köle pazarında, alıcılar tarafından dişlerine varana kadar kontrol ediliyor. Ailemi topluca satın alan bir Osmanlı Ailesi olmuş. O aileyi büyüklerim uzun yıllar kölelik yapmış. Daha sonra teyzem birini yabancı uyruklu bir aileye, ninem de Osmanlı Sarayı’na satılmış.

AZAD EDEN RASTLANTI
- Nerede köle olarak yaşamışlar?
- Sarayın mutfak kısmında yıllarca hizmet eden ninem 4-5 tane padişah gördüğünü anlatır. Teyzem ise Girit’ten İzmirli bir İngiliz aileye satılıyor. Oradan da İstanbul’a gidiyor. Uzun süre yabancı uyruklularla yaşıyor. Cumhuriyet’ten sonra bile artık besleme olarak yani ücretli hizmetçi olarak başkalarının yanında yaşamış. İki teyzemin buluşması çok ilginçtir. Farklı ailelere satılan teyzelerim birbirlerini tanımıyorlar. 1940′lı yıllarda bir davette tesadüfen karşılaşıyorlar. Sohbet esnasında öğreniyorlar kardeş olduklarını. Ev sahipleri durumu görünce iki teyzemi azad ediyorlar. Azad olan iki teyzem İstanbul’da ninemi buluyor. O sırada ninem de artık elden ayaktan düşmüş. Aile toplanıp İzmir’e Halil Rıfat Paşa’ya yerleşmiş ve orada ölmüşler. Bizim ailemiz her şeye rağmen şanslıymış ki yıllar sonra dahi olsa birbirini bulmuşlar ve ölünceye kadar aynı yerde yaşamışlar.

TARİHÇİ DEĞİLİM
- Kitap hakkında tepkiler aldınız mı?
Ben sadece aile tarihimı yazdım. Bunları yazarken de Osmanlı tarihi ile bilgilere de ulaşmış oldum. Çünkü benim ailem Osmanlı’nın bir parçası idi. Ben Osmanlı’da Köle ticareti konusunun uzmanı değilim. Tarihçi de değilim. Sadece atalarımın anlattıklarına dayanarak bu kitabı yazdım. Öğrendiklerim beni bu yöne sürükledi. Fakat şöyle bir sorun var Cumhuriyet’ten beri hiçbir tarihçi, hiçbir araştırmacı veya üniversite, bu siyah insanların geçmişini, sosyolojik yapılarını araştırmamış. Bu sorun hep göz ardı edilmiş ve hep büyük bir sessizlik içinde kalmış. Bu konuda çok fazla bilgi yok. Bu kitap aslında sadece siyahların geçmişini değil Anadolu insanının yaşantısını anlatıyor. National Geograpic ekibi kitabımı duymuş ve Amerika’dan bir ekip geldi ve bu konuda özel bir sayı hazırlandı. Bilinmeyen bir konu olduğu için kitap çok ilgi gördü.

GADDACA DEĞİLDİ
- Ayvalık’ta yaşıyorsunuz. Ayvalık’ta sizin gibi çok aile var mı? Size şu an farklı davranılmıyor değil mi?
Hayır. Ben hiç bir dönem görmedim zaten, Cumhuriyetten bu tarafa yok zaten böyle bir şey. Ama ben kölelik dışında rengimden dolayı da farklı bir muamele görmedim. Zaten İmparatorluk’ta da sadece zenci köleler değil, beyaz köleler de bulunuyormuş. Yani Osmanlı renk ayrımı yani ırk ayrımı yapmıyormuş bu konuda. O yüzden Osmanlı İmparatorluğunda bile hiç bir zaman Amerika ve İngiltere’de olan siyah, beyaz ayrımı olmamıştır. Osmanlı’da kölelik de gaddarca değildi. Zaten İslam’da belli bir süre sonra köleyi azad etmek sevap olduğundan Osmanlı’da insanlar 7 ya da 9 yıl sonra kölesini sevap kazanmak için azad ediyor. Fakat her şeye rağmen köle yine de köle. Kimliği olmayan, sahibinin bir eşyası gibi görülen biri. Her ne kadar azad edilse bile, gidecek hiç bir yeri olmadığı için bir çok insanın azad edilmemek için yalvardığı zamanlar bile olmuş. Azad edilmektense tanıdıkları bir yerde üç öğün karınlarını doyurmak hiç yoktan iyi.

Köleliğe karşı savaştı
Afrikalı siyahların ülkelerinden toplanıp köle olarak getirildikleri Amerika’da yaşadıkları acı dolu olayları konu alan Kökler dizisi, Alex Hailey’in aynı adlı romanından televizyona dizi olarak çekildi. Dizi bir dönem ekranda hasılat rekorları kırmıştı. Dizinin baş kahramanı Kunta Kinte de haksızlıklara karşı savaşmış bir köleydi.